Ahlaken Vatansız Kalmak ve Değerlerin Çöküşü (S02 B01)
Evrensel değerleri temsil ettiğini söyleyen kurumlar onları çiğnerken ilkeli kalmanın hâlâ bir anlamı var mı? İnandığımız ilkelerle içinde yaşadığımız dünya arasındaki mesafe giderek açılıyor. Bu bölümde umursamanın bedelini ve insanın nasıl “ahlaken vatansız” kaldığı üzerine konuşuyorum.
Toplumsal Hafızanın Ömrü Var mı (S01 B13)
Paris’te bir cenaze töreni ve törene çağrılmayan bir zat. “Unutmadık” diyor birileri ve “gelmesin” diyorlar. Toplumun bir kesimi için bu önemsiz. Aklımıza düşüyor: Bir toplum, kendi yaşamadığı bir travmayı ne kadar hatırlayabilir?
Uçurumun Kenarında: “Bir Gün Tek Başına” (S01 B12)
Küçük mutluluklara ve niş zevklere müsaade etmeyen bir anlatı, onun yolunda olsa da olmasa da bedel ödeyen insanlar, yüzyıllardır değişmeyen devlet aklı, tüm kritiklerine rağmen güçlü bir metin. Vedat Türkali’nin 1974 yılında yayımlanan Bir Gün Tek Başına romanı üzerine.
Yolların Ayrılması (S01 B11)
Herkes bir yerde kendi hayatının egemenidir. Ve egemene düşen anları belirlemek ve karar vermektir. Her karar şüphesiz potansiyel başka kararlardan vazgeçiştir. Karar verilir, bir yola sapılır. Sapılan yol, geride yürünen onca yolun da bırakılmasıdır.
Slop Çağında Ayakta Kalmak (1): Gerçeklik Neden Dağılıyor? (S01 B10)
İnternette gördüklerimiz az sayıda insanın yüksek sesle ürettiği imajlardan ibaret. Bilgi arttıkça hakikat değersizleşiyor, konuşmak riskli, susmak güvenli hâle geliyor. Sorunları adlandırarak rahatlıyor, yapay yakınlıklarla yalnızlığı bastırıyoruz. Dört bölümlük slop çağında ayakta kalma rehberinin ilk bölümü.
Auteur, Lottokrasi ve “Kayıp Zaman” (S01 B09)
Arşiv niyetine dijital günlük tutma çabası, Fransız Yeni Dalga’nın eleştirmene biçtiği görev ve auteur tanımının açabileceği imkânlar, lottokrasi yönetimi, güçlünün işine geldiği bir düzen ve Kayıp Zaman bahsi.
2025: Dünyadasın ve Bunun Tedavisi Yok (S01 B08)
İstikrarlı bir şekilde kötülüğünü arttıran bir dünyada yaşamak tuhaf. Doğmadan önce dünya manzarasını gösterselerdi birçoğumuz “kalsın” diyebilirdi. Yaşayacağımız baharlara dahi mesafe koyabildiğimiz bir ruh hâliyle, 2025’in kısa ve öz değerlendirmesi.
Teknofeodalizm: Dijital Çağda Derebeylik (S01 B07)
Büyük teknoloji şirketleri kamusal hayatta egemenliğini tesis eden birer dijital derebeylikler gibi işlemeye başlamışken insana düşen serfliği ne yapıp da aşacağız? Dijital çağın yeni iktidar biçimi teknofeodalizmin neliği üzerine konuştum.
Deleuze Basmak “Hata” mı? Kıta-Analitik Felsefe Bahsinin Yayıncılıktaki Yeri (S01 B06)
Bugün hâlâ Deleuze basıyor olmak bir “hata” mı? Hangi filozoflar basılırsa “kaynak israfı” olmaz? Çağdaş felsefede yeterli ivme sağlanamadı derken, bir okurun isyanını vesile kılarak kıta-analitik felsefe bahsini yayıncı gözünden anlatmaya çalıştım.
Kafka Kapağına Böcek Koymamak (S01 B05)
Sabah huzursuz düşlerden uyanan Samsa kendisini böceğe dönüşmüş bulsa da o böceği kitabın kapağında görmesek olmaz mı? Hem Kafka’nın talebini de yerine getirmiş oluruz. Editör-yazar-tasarımcı ilişkisiyle kapağa böcek bahsi.